Kadınlarda Eşinsellik (Lezbiyenlik-Sevicilik)
Kadınlar arasındaki eşcinsel davranışlar sevicilik ya da Lesbiyenizm olarak adlandırılır.
Lesbiyen, ünlü Grek kadın şairi Safo‘nun yaşadığı Lesbos adasının adından gelir. Safo’nun eşcinsellik üzerine şiirler yazdığı ve bu adada hemcinsi öğrencileriyle birlikte aşk serüvenleri yaşadığı bilinir.
Kadın eşcinselliğini erkeklerinkinden ayıran en önemli unsur, bu tür davranışların toplumsal açıdan fazla göze batmamasıdır. Seviciliğin bir başka özelliği de kadınların gerek kendi cinslerine, gerek karşı cinse yönelik cinsel isteklerinde fazla şiddetli ve zorlayıcı bir tutum içinde bulunmamalarıdır.
Bu nitelik, kadın cinselliğinin doğasından kaynaklanır. Bundan ve toplumun seviciliğe karşı takındığı tutumdan ötürü, kadınlar arasındaki eşcinsel bağlar erkeklerinkine oranla daha az dikkat çeker ve daha az suçluluk duygusu uyandırır.
Erkekler arasındaki eşcinsellik, karşılıklı elle doyum ya da başka bedensel uygulamalarla yaşanırken sevicilik, ağırlıkla psikolojik bir düzeyde kalır.
Genellikle kadınlar arasında eşcinsellik, sevecen bakışlar, zaman zaman kucaklaşmalar ötesindeki uygulamaları içermez. Toplumumuzda bu hareketler kadınlar arasındaki dostluğun belirtileri olarak görülür ve kabul edilirler.
Kadınlarda eşcinselliğin 2 biçimi
Eşcinsel erkekler gibi, eşcinsel kadınlar da 2 tipe ayrılır.
Birinci tip, görünüşte iyice erkeksi olan kadınlardır.’ Bedenleri bile, giyecekleriyle daha belirgin kıldıkları, erkek özelliklen taşır. Erkek kişiliğinde, davranışlarmdadırlar; erkeklerin hoşlandıkları şeylerden hoşlanırlar; spor yapar, erkeklerle birlikte olabilecekleri, eşit sayılabilecekleri meslekler seçerler. Öte yandan, buyrukları altında başka kadınlar olmasından hoşlanırlar ve onlara yumuşak davranırlar; ama tıpkı erkekler gibi, onların gönüllerini çalma, onlardan yararlanma fırsatları ararlar. Kısacası, kafaca ve yaşam biçimleriyle, erkekliği kabul etmiş gibidirler. Bu davranış onlar bakımından, çevreyi kışkırtma aracı olmaktan çok, benimsemeyi seçtikleri durumun açıklanmasıdır. Kuşkusuz, erkeksi davranışlı her kadının sevici olduğu sanılmamalıdır. Aynı biçimde, çok kadınsı bir görünüş içinde son derece erkeksi kişilikli bir eşcinsel kadın da bulunabilir. Bu birinci tipe uyan eşcinsel kadınlar, genellikle her türlü analık içgüdüsünden yoksundur; çocukları sevmezler ve yarı örtülü ya da açık olarak, doğum, gebelik ve bebeklerle ilgili her şeye derin,bir tiksinme duyduklarını söylerler. Bu tiksinme, genellikle oldukça ağrılı geçen âdet kanamasına uzanır. Emzirme sahnesi bu kadınlar için katlanılmaz bir şeydir; ama tersine, göğüslerinden utanmalarına çok ender raslanır. Annelik içgüdüsü körelmesinin, cinsel sapmayla aynı nedenlere dayandığı sanılmaktadır.
İkinci tipteki eşcinsel kadınların, normal kadınlardan hiç bir farkı yoktur; her yönden ötekilere benzeyen, yalnızca başka kadınlarda az ya da çok dışa vurulan bir cinsel çekicilik bulan kadınlar sözkonusudur. Bu eğilim, karşı cinsten kişilerle ilişkiler kurulduktan sonra genellikle yiter; ama bazen sürer ve kadınların uzun ve yumuşak okşamalarını yeğleyip erkeklerin sertliğinden ve kabalığından tiksinti duyma biçimini alabilir.
Kadınlarda eşcinselliğin ruhsal mekanizmaları
Sonuçlarsak, kadınlarda her tip eşcinselliğin ortak özelliği, cinsel ilişki aracı olarak erkeklerden tiksinme ve kendi cinslerine ilgi duymadır. Erkeklere karşı bu tepki’ne kadar çok olursa olsun, karşı cinsle ilişkiden korkmaya ya da bu tür ilişkiye yanaşmamaya yolaçmaz. Birçok eşcinsel kadın, evliliği ya da kendilerine bir erkek sevgili bulmayı denemekte, bu durumdan hiç bir doyum elde edememekte, ama kadın cinsine özgü bir boyun eğmeyle ilişkiyi sürdürmektedir.
Kadınlarda eşcinselliğin aile yapısı içindeki gelişmesini anlamak çok güçtür ve hiç bir genel kurala uyduğu sanılmamaktadır.
Eşcinsellikle ilgili çok yanlış inanış ve görüşler nelerdir?
* Kimse beni sevmez.
* Benim duygusal ilişkim olamaz, yalnızım.
* Benim hiç ilişkim olmadı. O halde değişebilirim.
* Evlenirsem geçer.
* Küçükken tecavüze uğradım o yüzden oldu.
* Utanılacak bir durumdayım.
* Hormon alırsam geçer.
* Erkeklerden korktuğum için böyle oldu.



